Company Logo

Panik Atak

Panik atağı nedir?

Yoğun korku ve huzursuzluk durumunun olduğu, aniden başlayıp, rahatsızlığın en geç 10 dakika içinde en üst düzeye ulaştığı ve 13 adet vücutsal ve düşüncesel belirtiden, en az 4 unun varolduğu bir kaygı nöbetidir. Bu 13 belirti şunlardan oluşmaktadır:

1- çarpıntı,kalp hızında artış,kalp seslerini duyuyor gibi hissetme

2- terleme

3- titreme ve ya sarsılma hissi

4- boğulma ya da nefes alamama, nefesinin yetmediği hisleri

5- tıkanma ,soluğun kesilmesi hisleri

6- göğüste ağrı veya göğüste bir rahatsızlık hissi

7- bulantı ya da karında ağrı ya da karında bir rahatsızlık hissi

8- bas dönmesi, dengesizlik , basta sersemlik hissi ,bayılma hissi ,yere düşecek gibi olma

9- çevreyi olduğundan farklı ,sanki gerçek değil gibi hissetme ya da kendini çevredekilerden ayrılmış,olağandışı ,farklı bir şekilde algılama hali

10- kontrolünü kaybetme, delireceğini düşünme seklinde bir korku

11- o anda ,kalp krizi geçireceği ya da öleceği korkusu

12- uyuşma, hissizlik,yanma, karıncalanma hisleri

13- üşüme, ürperme ,soğuk ya da sıcak basmaları, basından aşağı kaynar su dökülmüş veya hamama girmiş gibi olma

Panik atak hangi bozukluklarda görülebilir ?

Panik bozukluğu, travma sonrası stres bozukluğu, sosyal fobi ve diğer fobiler, saplantı-zorlantı bozukluğu, madde kullanımına ya da vücutsal bir hastalığa bağlı kaygı bozukluklarında görülebilir.

Bir panik atak sebepsiz olarak aniden başlayabileceği gibi, belli bazı durum ya da ortamlarla ilişkili de olabilir. Örnek olarak korkulan bir hayvan (örümcek, kedi,köpek,fare,yılan görmek gibi), kalabalık bir ortamda bir faaliyet (konuşma, yemek yeme gibi) bir durumu takiben de başlayabilir.

Panik bozukluğu :

Yukarıda belirtilmiş olan panik ataklarının aniden,beklenmedik zamanlarda ve tekrarlayarak oluşması ve en az 1 ay sureyle bu atakların tekrarlayacağı yönünde sürekli bir kaygı, atağın sonunda olabileceğini düşündüğü şeyler (ölmek, delirmek, kalp krizi geçirmek seklinde ) ile ilgili kaygı duyma ya da bu ataklarla ilgili olarak bazı davranışlarında değişiklikler yapma seklindeki bir rahatsızlıktır. Bu rahatsızlık başka bir madde kullanımı ya da başka bir vücut ya da psikiyatrik bir rahatsızlığa bağlı değildir.

Panik Bozuklugu ve Toplum

Toplumda hastaligin hayat boyu görülme yayginligi % 1.5-3 arasinda degismekte olup, hastalarin ¾ ‘unu kadinlar olusturmaktadir. Kadinlarda % 2.1 ,erkeklerde % 0.6 oraninda görülmektedir. Kisilerin 1/10’u hayatlari boyunca en az bir kez panik atak geçirmekte ve bunlarin yaklasik olarak 1/6’si panik bozukluga dönüsmektedir.

Kalıtımın etkisi var midir ?

Panik bozukluğu vakalarının birinci derece yakınlarında bu hastalığın görülme olasılığı ,diğer kişilere göre 4-7 kat daha çoktur (normsalda 2-4 iken ,panik bozukluklu kişilerin yakınlarında % 2-21 oranında ). Bu hastalığı olanların yaklaşık % 50 ‘sinin, yakınlarında bu hastalık gözlenmekte olup, %15 vakada bu yakınlık birinci derecedendir.

Panik bozukluğunun oluşumunda gelişimsel ve çevresel faktörler:

Çocuklukta yaşanan “seperasyon (çocukluk döneminde anne-baba sevgisinin kaybı,yaptıklarının anne ve babanın kalıpları ile uygunluk göstermemesi halinde terk edilecegi korkusu) anksiyetesi”nin panik bozukluk ve agorafobi ile ilişkisi olduğu iddia edilmektedir. Panik bozukluğu hastaları ailelerinin“kendilerine düşük derecede bakim verdikleri ancak çok fazla koruyucu olduklarını “ söylemektedirler. Boşanma, olum sebebiyle daha çocukken anne-babadan ayrılma yaşantıları olanlarda da panik atakları fazla görülmektedir.

Yapılan bazı araştırmalara göre, panik bozukluğu başlamadan yaklaşık iki ay kadar önce, kişi için önemli bir takım olaylar belirtilmiştir (önemli bir kişinin kaybı gibi

Panik bozukluğunda beyindeki değişimler:

“Hipokampal girus” denen bölgede metabolik asimetri gözlenmiş olup, ‘her an olacak’ seklindeki beklenti anında beyin temposal bölgesinde kan akımında artış saptanmıştır. Karbon di okside aşırı duyarlılık,noradrenerjik sistemin aşırı aktivitesi ve serotonin yapımındaki bozuklukların hastalıkta rol aldığı düşünülmektedir.

Panik bozukluğu ile karışabilen diğer hastalıklar:

Kansızlık, kalp krizi (angına pectoris ve myokard enfarktüsü), kalp yetmezliği, yüksek tansiyon, astım, akciğer ambolisi, beyin-damar hastalıkları (enfarktlar-beyin kanamaları), epilepsi (sara hastalığı), migren, multipl skleroz, beyin tümörleri, diyabet (seker hastaligi), hipertiroidi (tiroid bezlerinin çok çalismasi), hipoglisemi (kan sekeri düsüklügü),hipoparatiroidi (paratiroid bezlerinin az çalismasi), bazi maddelerle zehirlenme (amfetamin, kokain, marihuana, nikotin, teofilin,antikolinerjik dedigimiz maddeler), bazi maddelerin kullaniminin aniden kesilmesi ( alkol, tansiyon tedavisinde kullanilan ilaçlar, uyku getirici ilaçlar),üremi,vücut su-tuz dengesi bozukluklari, yaygin enfeksiyonlar, lupus hastaligi panik bozukluk tablolari ile karisabilmektedir.

Hastaligin gidisi nasildir?

Genellikle yetiskinlige geçis ya da erken yetiskinlik dönemlerinde baslamakta ancak çocukluk caginda da baslayabilmektedir. Hastaligin görülme olasiligi, ek olarak otuzlu yaslarin ortalarinda gene artmaktadir.

Tedavi yöntemleri :

1-Ilaç tedavisi: En az 2-3 ay olmak üzere ,doz yavasça yükseltilmek üzere kullanilmalidir.

2- Bilissel-davranisçi tedavi: Kisiye panik ataklari ile ilgili olan yanlis bilgileri ve inançlari gösterilir. Vücudundaki yanlis anlayip,algiladigi ufak hislerin kendini ölüme götürmedigi ,bunlarin kisa sureli oldugu belirlenir. Böyle bir sey oldugunda durumu geçirmek için yapacagi seyler gösterilir.

Hastaligin tedavisi neden önemlidir?

Vakalarin % 40-80’inde majör depresyon dedigimiz tablo hastaliga eklenip,durumu agirlastirmaktadir. Kisilerin bahsetmemesine karsin intihar riski yüksektir. Hastalarin % 20-40’inda alkol ve madde bagimliligi görülmektedir. Kisi ilerleyen donemde eve bagimli hale gelebilmekte ya da hastane,eczane gibi yerlere yakin olmayi yeglemektedir. Hasta bu konuya yakin olmayan doktorlari bir dolasip,gereksiz ya da yanlis tedaviler almaktadir. Çevresi ile iletisimi

Eyvah kalbim mi duracak? Ölecek miyim?

 Ayla hanım bir süredir sık sık Kardioloji ve dahiliye uzmanlarına taşınıyordu. Bazende acil ünitelerine müracaat etmek zorunda kalıyordu. Çünkü ayda birkaç kez herhangi bir neden olmadan; boğazı tıkanıyor nefes alamayacak gibi oluyor ve o sırada kalbi yerinden fırlayacakmış gibi çarpıyor; bir an ölümün soğukluğunu iliklerine kadar hissediyordu. Görmesi bulanıklaşıyor, sırtından terler boşanıyordu. Nöbeti 10-15 dk.'da zirveye ulaşıyor, sonra bu dehşet nöbeti geldiği gibi aniden kayboluyordu.

Gittiği doktorlara kalp elektrosu çektiriyor, ekokardiogram yaptırıyor, bütün kan tahlillerine baktırıyor, fakat bu nöbetlerini açıklayacak birşey bulamıyorlardı ... 

Oysa kendisi astım krizi veya kalp krizi geçirdiğini düşünüyor, büyük korkular yaşıyordu. Nöbeti olmadığı zamanlarda da aynı dehşetli anlar yaşayacağına dair, kaygıları her geçen gün artıyordu. Bazen sokağa yanlız çıkmaktan korkuyordu. Yanında birisi olunca kendisini daha güvencede hissediyordu...

Ayla hanımın çektiği sıkıntıyı, toplumdaki her yüz insandan 2-3 tanesi yaşayabiliyor. Peki yaşanan tablonun adı nedir? Ayla hanımda olduğu gibi, fiziksel muayene, tahlil ve tetkiklerle birşey saptanmadığında bu hastalığın adı PANİK BOZUKLUK'tur. Yaşanan fırtınalı dakikalar PANİK NÖBETİ'dir.

Nedir Panik Bozukluk?

Panik bozukluğu herhangi bir neden olmadan ortaya çıkan, özellikle kalbin hızlı çarpması nefes alamama, boğazda tıkanıklılık hissi, kontrolü yitirme ve ölüm korkularının eşlik ettiği panik nöbetleri ile karakterizedir. Panik nöbeti geçirmekte olan kişiler sanki kalp krizi geçiriyorlarmış gibi dehşetli dakikalar yaşarlar.

Panik Nöbetinde görülebilen belirtiler şunlardır:

Taşikardi ( Kalbin normelden fazla çarpması )

Nefes darlığı, boğuluyormuş gibi olma

Göğüs ağrısı, bazen sol kolda ağrı.

Titreme ,terleme , soğuk-sıcak basmaları.

Baş dönmesi, göz kararması, baygınlık hissi.

Bedende uyuşma ve karıncalanmalar.

Olayları nesneleri bir sis perdesinin arkasından görme.

Kontrolü kaybetme ya da çıldırmaktan korkma.

Bulantı ya da karın ağrısı.

Şiddetli ölüm korkusu.

Amerikan Psikiyatri Birliği, panik nöbetini yukarıdaki fiziksel ve ruhsal belirtilerden en az dördünün eşlik ettiği, herhangi bir dış uyarıya bağlı olmaksızın ortaya çıkan korku ve bunaltı dalgası olarak betimlemektedir.

Panik Bozukluk teşhisi koymak içinde aşağıdaki ölçütlerin karşılanması gerekmektedir.

DSM-IV Agorafobi Olmadan Panik Bozukluğu Tanı Ölçütleri

A. Aşağıdakilerden hem (1) hem de (2)'nin olması:

Yineleyen beklenmedik panik atakları

Ataklardan en az birini, bir ay süreyle aşağıdakilerden biri izler:

..

Başka ataklar yaşanacağına ilişkin süregelen düşünceler.

Atağın yol açabilecekleri ya da sonuçlarıyla ilgili endişe

Ataklara bağlı olarak gelişen önemli davranış değişiklikleri

B. Agorafobinin olmaması

C. Panik atakları bir maddenin ya da genel tıbbi bir durumun doğrudan Fizyolojik etkilerine bağlı değildir.

D. Panik atakları,sosyal fobi, özgül fobi, obsesifkompulsif bozukluk, posttravmatik stres bozukluğu ya da ayrılma anksiyetesi bozukluğu gibi diğer mental hastalıklarla daha iyi açıklanamaz.

Agorafobinin olduğu durumlarda Agorafobili Panik Bozukluktan söz edilebilir.

Agorafobi nasıl tanımlanır?

Başlıca özelliği bir panik atağının ya da panik benzeri belirtilerinin çıkması durumunda yardım sağlanamayabileceği ya da kaçmanın zor olabileceği ( ya da sıkıntı doğurabileceği) yerlerde ya da durumlarda bulunmaktan anksiyete ( bunaltı) duyulmasıdır.

Panik Bozukluk Yaygın bir hastalık mı?

Panik bozukluğu hastalığının genel nüfus içerisinde yaygınlığı %2-3 olarak bilinmektedir. Buna ek olarak panik bozukluk tanı kriterlerini karşılamadan erişkinlerin , % 4-5'inin panik nöbeti geçirdiği saptanmıştır. Kadınlarda erkeklere göre iki misli daha fazla görüldüğü ifade edilmektedir.

Bunun nedeni konusunda değişik görüşler vardır. Panik nöbeti geçiren erkeklerin daha az yardım arayışı içine girdiği ve belirtileri baskılamak için alkole başvurdukları iddia edilmektedir. Diğer bir görüşe göre genel olarak bunaltı bozuklukları ve deprasyonların kadınlarda daha çok görülmesinin kadının hem ruhsal hem de biyolojik açıdan daha fazla strese maruz kalması ile ilgilidir...

Panik Bozukluğunun Nedenleri :

Bu hastalığın nedeni tam olarak bilinememektedir. Bazı bilim adamlarına göre pisikolojik etkilenmeler, örselenmeler; bazı araştırmacılara göre olayın biyolojik temeli olduğundan söz edilmektedir. Bu tezi desteklemek için Sodyum Laktat denen kimyasal maddelerden yararlanılmıştır. Bu madde panik nöbetleri olan insanlarda nöbeti başlatabilirken normal insanlarda böyle bir nöbeti oluşturamamaktadır. Kafein, Kokain, Marihuana ve karbondioksitte panik nöbeti oluşturabilmektedir... Bu maddelerin oluşturduğu nöbetler panik bozukluğu tedavisinde kullanılan ilaçlarla önlenebilmektedir.

Aynı aile bireylerinde daha fazla panik bozukluğunun görülmesi genetik geçişide düşündürmektedir. Panik bozukluğu olan kişilerin birinci dereceden biyolojik akrabalarında bu bozukluğun görülme olasılığı 4-7 kat daha fazladır.

Beyinde elektronik olarak oluşturulan görüntü sonuçları ( Beyin PET Taraması) panik bozukluğu hastalarının beyinlerinin belirli bölgelerinde kimyasal anormallikler olduğunu göstermiştir.

Psikolojik bir görüşe göre, ebeveynlerden birinin ölmesinin çocukluk yıllarına denk gelmesiyle çocuğun fobik reaksiyonlara yatkınlık kazandığı şeklindedir. Başka bir görüşe göre ise duygu ve düşüncelerini dışarıya yansıtamayan pasif çekingen ve başkaları ile çelişkilere girmekten korkan kişilik tipleri panik ve fobilere yatkınlığını arttırmaktadır.

Diğer yandan yatkınlığı olan insanlara bir yakınının ölümü, trafik kazası, hakarete uğrama, onurunun zedelenmesi gibi bir tetikleyici faktörde nöbetleri başlatabilmektedir.

Panik bozukluğunun nedeni ne olusa olsun ciddi bir kriz yaşantısıdır. Ağır bir bunaltı ve korku fırtınasıdır. Bu fırtınayı dindirmek için çoğu kere ilaç ya da alkole başvurulur. Alkol ve madde bağımlılarının bir kısmı zeminde panik, fobik ya da başka bir bunaltı bozukluğu yatmaktadır.

Bu hastalığın ortaya çıktığı durum ve yer hasta için bir anlam ifade eder ve hastalığını buna bağlarsa fobik kaçınma davranışları ortaya çıkar. Bizim klinikte gördüğümüz kadarıyla panik bozukluğuna yakalanan hastaların büyük bir kısmı sokakta kendisine nöbet gelir korkusuyla dışarıya çıkmamakta asansöre, trene binmemekte, araba kullanmamaktadır. Bu hallerde hasta kendisini yanlız , yardımcısız, çaresiz hissettiği için bu yerlerde ortaya çıkan nöbetlere " Agorafobili panik nöbeti" denmektedir.

Panik bozukluğuyla birlikte görülebilen diğer psikiyatrik durumlar:

Alkol bağımlılığı

Yaygın anksiyete bozukluğu

Sosyal fobi

Agorafobi

Depresyon

Kişilik bozuklukları

Panik bozuklukla birlikte görünen diğer bedensel hastalıklar:

Kardiyak hastalıklar

Solunum yolu hastalıkları

Spastik kolon hastalığı

Nörolojik hastalıklar

Hastalığın tedavisi var mıdır?

Panik bozukluğu bugün çok kolay tedavi edilebilen hastalıktır. Panik nöbetlerini önleyen ilaçlar ve bilişsel davranışçı terapi kombinasyonuyla hastalık kontrol altına alınabilmektedir.

Yeterki hastalığa doğru tanı konsun ve iyi bir hasta hekim ilişkisi kurulsun. Tedavide kullandığımız ilaçlar son derece yüz güldürücü sonuçlar vermektedir.

Tedavide temel ilkeler şunlardır:

Önce hastadaki panik ataklarını kaldırmak

Hastanın kaçınma davranışını önlemek

Atakların tekrarlayabileceği endişesiyle yaşadığı önsezi anksiyetesini sona erdirmek

Panik bozuklukla birlikte görülebilen diğer psikiyatrik ve bedensel bozuklukları tedavi etmek

Hastaların çoğu için gerekli olabilecek idame tedaviyi sürdürmek

Panik Bozukluğu Olan Hastaların Düşünce ve Davranış Özellikleri

Panik Bozukluğu olan hastalar, yaşadıkları panik ataklar nedeniyle zamanla yaşamlarında bazı değişiklikler yaparlar, çok şiddetli ölüm korkusu veya kontrolünü yitirme duygusu yaşadıklarından düşünce ve davranışlarında aşırılıklar, abartılı korkular dikkati çeker, fakat bütün bunlar hastanın elinde ve iradesinde değildir. Tedaviyle ortadan kalkar ...

Örnekler:

"Her an bana birşey olabilir, düşüp bayılırım" korkusuyla aşağıdaki davranışlar geliştirilir:

Yanında su ve ilaç taşıma,

Sürekli kalbini, nabzını dinleme ve tutma,

Tansiyon aletiyle dolaşma, sürekli tansiyonunu ölçme veya ölçtürme,

Yakınlarının adreslerini ve telefonlarını özel bir şekilde yanında taşıma,

Panik krizi yaşanır endişesiyle cinsel ilişkiden kaçma, sportif aktiviteleri bırakma,

Sürekli yanında birilerinin bulunmasını isteme, yalnız kalamama, sokağa çıkamama, kalabalık ve kapalı yerlere girememe, toplu taşıma vasıtalarına binememe,

Bulunduğu muhitten uzağa gidememe,

Tatile, seyahate çıkamama,

Birçok sağlık sigortasına üye olup, kartları yanında taşıma,

Bir yere gideceği zaman sağlık kuruluşlarının olduğu güzergâhlardan gitme,

Sık sık acil ünitelerine başvurup kalp grafikleri (EKG) çektirme, check-up'lar yaptırma,

Berbere, diş hekimine gidememe,

Boğazını sıkan bir şey giyememe,

Sütyen takamama,

Camiye gidememe, veya en arka safta namaz kılma,

Cenaze arabası, ambulans, itfaiye aracı görünce, hastanelere gidince fenalaşma hissi,

Uyumama, uykuda panikle ölürüm diye uykusunu kaçırma,

Tansiyon yükselecek, kalp krizi geçirilecek veya felç kalınacak korkusu ile aşırı rejim-diyet uygulaması,

TV' lerdeki, basındaki intihar, cinayet, felaket haberlerinden aşırı etkilenme onları izlememe,

Otomobilde panik yaşarım korkusu ile, otomobiline binememe, otomobilini satma,

Uçağa, vapura binememe.

-------------------------

Panik atak yükselişte

Gün geçtikçe kurbanlarına yenilerini ekleyen aksiyete ve panik atak gibi psikolojik rahatsızlıkların tedavisi zaman istiyor.

Kalbin çok hızlı atması, ellerde terleme, soluk soluğa kalma gibi fiziksel belirtilerin yanı sıra baskı altında hissetme, karmaşıklık, kontrol kaybı gibi duygular yaşamayla ortaya çıkan, hastanın çıldıracak gibi hissetmesine yol açan ve ölme isteği doğuran panik atak, ilk kriz anında fark edilmeyen bir rahatsızlık. Ancak zamanla korku artıyor ve ağır basıyor. Bir süre sonra kişi, yaşamını, alışkanlıklarını bu panik duygusuna göre yönlendiriyor, eve kapanıyor, arkadaşlarını, hatta işini kaybediyor.

Panik, herkesin hayatının bir döneminde yaşadığı bir duygu. Sınav öncesi, önemli bir görüşmeye girmeden, ya da heyecan verici bir randevu esnasında ortaya çıkabiliyor ve oldukça doğal karşılanıyor. Öte yandan bazı kişilerde anksiyete ve panik krizleri patolojik bir boyut alıyor. Hesaplamalar, nüfusun yüzde 2-3'ünün panik atak yaşadığını ortaya koyuyor.

Uzmanlar, panik atağın gün geçtikçe daha yaygınlaştığını belirtiyor. Hastalığın kurbanlarının artması, eskisi gibi utanç duyulmadan konuşulmasına olanak sağlıyor. Birkaç yıl öncesine kadar deli muamelesi görmekten korkan panik atak hastaları, rahatsızlıklarını dile getirmeye korkarken şimdi çok daha rahatlıkla sorunlarını açıklayabiliyor.

--------------

 Mutlaka seninde bir hikayen olduğuna inanıyorum. Bu hikayeyi paylaşmak istersen. Bu e-posta adresi spam robotlarından korunuyor. Görebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir. a yolla. İsminin saklı tutulamasını istersen takma ad kullanabilirsin... 

Roger'a ve Exorcist ' e bizimle paylaştığı hikayesi ve cesareti için teşekkür ediyorum. 

                                                                                               Hikaye

                        Ben de panik atak hastalığı 1995'te başladı lise 1 den lise 2 ye geçtiğim yaz tatiliydi.Hiç evden çıkmıyor sabah akşam tıp dergileri ve kitapları okuyordum.orda gördüğüm her hastalığın bir belirtisini kendimde görüyordum.Artık bunalıma girmiş hiç dışarı çıkmaz kimseyle konuşmaz adeta ölümü bekler olmuştum.Sanki sabah olduğunda uyanamayacakmışım gibi bir

hissim vardı.Bir sabah doktora gitmeye karar verdim.ama bendeki rahatsızlıkların psikolojik olduğu aklıma bile gelmemişti.Kesinlikle bir hastalığım olduğuna inanıyordum.Sabah dahiliye uzmanına gittim.Doktor ben de hiç bir şey olmadığını ve canımı sıkmamamı söyledi.Doğrusu beni bu tatmin etmemişti.Çaresiz eve döndüm.

                        O akşam yattığımda yattakta önce kollarım titremeye başladı.Adeta ölmeye başladığımı hissettim.Ne yapacağımı şaşırdım.Evde yanlızdım.Balkona çıktım ama hala devam ediyordu.Bir yandan titriyor,bir yandan da evde sağa sola koşuyordum.Midem de bulanıyordu.Gittim yüzümü yıkadım ama git gide artıyordu.Bir an çıldıracağımı hissettim.Hemen acile gittim.Doktor bir sakinleştirici yaptı ve sabah dahiliye servisine gelmemisöyledi.Aylarca doktor doktor dolaştım.Bu arada yaşayan bir ölü gibi oldum.Okul başarım hızla düştü,hiç kimseyle arkadaşlık kurmuyordum koskoca dünyada kalabalıklar içinde yanlız kalmıştım.Daha sonra bu panik-atak nöbetler ara ara devam etti.artık doktorlardan umudumu yitirmiştim.1999 yılında okuduğum okulun revirine başvurdum.İlk defa panik atak ismini orda durdum.Doktor kulak burun boğaz uzmanıydı ama benim organik bir şeyimin olmadığını tatamem psikolojik olduğunu söylemişti.çok kısa süreli bir psikolojik tedavi gördüm ama okul durumumdan dolayı tedaviyi yarım bırakmak zorunda kaldım.Şimdi yaklaşlık 1,5-2 aydır gene tedavi görüyorum antideprasan kullanıyorum.Roger nickli arkadaşın dediği gibi ilk panik atak nöbetten sonra hayatım 180 derece değişti,dünyaya bakışım,yaşam tarzım,adata fikirlerim tamamen değişti.Burdan bu rahatsızlığı yaşayan arkadaşlarıma tek tavsiyem doktorlarınıza güvenin ve asla tedaviyi bırakmayın.Unutmayın her yokuşun bir inişi vardır.Yaşamak herşeye rağmen çok güzel,bunu neden biz de haketmeyelim ki?

                                                                                                                                                          Takma Ad:eXorcisT

                                                                                  Önce ve Sonra

                      Bendeki panik atak hastalığı 1999 yılında başladı.Liseyi yeni bitirmiştim ve arkadaşlarla müthiş zaman geçiriyordum.Birbirimizle o kadar iyi anlaşıyorduk ki ailemizden daha çok görüyorduk birbirimizi. Evi otel gibi kullanıyorduk. Sadece kahvaltı yapıyorduk evde. Gece yarısıda dönüyorduk. Çok mutluydum. Geçirdiğim en iyi yazdı belkide 99 yazı.

                      Ağustos bitmişti Eylül yada ekimdi sonbahar gelmişti. Bir kaç haftadır niye tam olarak hatırlamıyorum eskisi buluşmuyorduk arkadaşlarla. Sabah nezle grip gibi bişey olmuştum. Battaniyenin içine kıvrılmış tir tir titriyordum. Midemde bulanıyordu. Dayanamadım midemde ne varsa çıkardım. Sonra tekrar battaniyenin içine girdim. Telofon çaldı arkadaşlar armıştı. Aklımdan da geçiriyordum beni ararlarsa ne yapayim diye , evde dinlecekmiydim yoksa dolaşacakmıydım. Bana sinemada Matrix' in oynadığını gelmemi sinemaya gideceğimi söylediler. Bende tamam dedim ve yarım saate kadar yanlarında olacağımı söyledim.

                      Apar topar hazırlandım. Dışardaydım otobüs durağında otobüsün gelmesini bekliyordum. Bir yandan da gidip gitmemekte hala kararsızlık yaşıyordum. Bu kadar basit birşey için kalbim yerinden fırlayacak gibi çarpıyordu.Gereksiz , hiç bir sebebin olmadığı bir durumda ama ben müthiş bir heyecan yaşıyordum. Tir tir titriyordum. En çokta otobüste midemin bulanmasından korkuyordum. Derken otobüsü gördüm. Hayatımın en kararsız saniyelerini yaşadım otobüsü gördüğümde. Bayılacak gibiydim nerdeyse. Otobüs durağa geldiğinde parayı verdim ve arka koltuğa ilerledim , arkamdan otobüse hala binenler vardı. En arka koltuğa oturdum ve iki saniye sonra birden ayağa fırladım.Arka kapı daha kapanmamıştı. Kendimi birden dışarı attım.Eğer kendimi ordan dışarı atmasaydım ya bayılacaktım yada oraya kusacaktım. Koşarak eve döndüm.

                     Sonrada yaklaşık 3 , 4 ay boyunca evden dışarı çıkmadım. Hiç abartmıyorum , bakkala gazete almaya , çöp dökmeye bile gitmedim. Kapıdan dışarı baktığımda bayılacak gibi oluyordum , midem buanıyordu. Hemen hergün kusuyordum . 55 kilodan 45 kiloya kadar düştüm. Yürüyen bir ceset gibiydim. Zor bela hastahaneye gittim. 3 ay boyunda ülser tedavisi gördüm panik atak olduğumu daha bilmiyordum. Biraz daha iyiydim ama rahatsızlığım sürüyordu. Sonrada panik atak olduğumu öğrendim. İki senedir depresif ilaçlar kullanıyorum. Şimdi bıraktım sayılabilir. Artık çok iyiyim , ama ara sıra yokluyor hani. 

                     Bu hastalık benim için dönüm noktası oldu. Panik ataktan önceki ve sonraki hayat görüşüm ve bir çok düşüncem değişti diyebilirim Hayatımı artık ikiye ayırdım.Panik ataktan önceki ve sonraki olarak. Herkeze sağlık ve mutluluk diliyorum. hoşçakalın.


Share:Ask!BlinkBits!Blinklist!Blogmarks!BlogRolling!Cannotea!Del.icio.us!Digg!Diigo!DZone!Free and Open Source Software NewsFacebook!Fark!Faves!FeedMeLinks!Furl! GodSurfer!Google!linkaGoGo!Live!Ma.gnolia!Maple!Mister-Wong!Mixx!MyLinkVault!MySpace!Netscape!Netvouz!Newsvine!RawSugar!Reddit!ShoutWire!Simpy!Slashdot!Smarking!
Spurl!Squidoo!StumbleUpon!Swik!Tailrank!Technorati!Wists!



Contribute!
Books!
Shop!

Her hakkı saklıdır. kisiselgelisim.biz®. copyright XHTML and CSS.